MAYIS

 

Genç Kalemler Geleceği Yazıyor

Bu blog köşesinde, kökleri Bandırma Vapurunun güvertesinde filizlenen ve ufku geleceğin ötesine uzanan kompozisyonlarımızı paylaşıyoruz. Gençlerimizin gözünden tarihi mirası anlamak ve geleceğin güçlü Türkiye’sini hayal etmek için yazılarımızı keşfetmeye davetlisiniz.

 

 

BANDIRMA VAPURU’NDAN GELECEĞE UZANAN YOLCULUK

       19 Mayıs 1919 günü Bandırma Vapuru Samsun’a doğru yola çıktığında aslında sadece denizde ilerlemiyordu. Bu vapur, Türk milletinin özgürlük umudunu ve Atatürk’ün en büyük hayallerini taşıyordu. Dalgalı denizleri aşarak yapılan bu yolculuk, bugün bizim sahip olduğumuz her şeyin başlangıcıydı.

       Atatürk ve arkadaşlarının başlattığı bu yolculuk, sadece Samsun’da bitmedi. Oradan bütün Anadolu’ya yayılarak büyük bir Cumhuriyet yoluna dönüştü. Bandırma Vapuru’nun güvertesinde olan azim ve cesaret, bugün bizim okul sıralarımıza kadar uzandı. O gün o vapur yola çıkmasaydı biz bugün geleceğe bu kadar güvenle bakamazdık.

       Bizler, bu büyük yolculuğu geleceğe taşıyacak olan bugünün çocuklarıyız. Atatürk’ün bize emanet ettiği vatanımızı çok severek, çok çalışarak ve bilimin ışığında ilerleyerek bu gemiyi hep en ileriye götüreceğiz. Bandırma Vapuru'ndan başlayan bu yol, bizim başarılarımızla sonsuza kadar devam edecektir.

 

                                                                                                                                    ARDA KAPTAN 5/B

 

                                                             

                                                               HİÇ BİTMEYECEK ROTA

        Takvimler 16 Mayıs 1919’u gösterdiğinde İstanbul Boğazı’nın serin sularında ağır ağır ilerleyen bir gemi vardı: Bandırma Vapuru. Dışarıdan bakıldığında eski, yorgun ve mütevazı görünen bu gemi aslında içinde bir milletin makûs talihini değiştirecek olan devasa bir iradeyi taşıyordu. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Karadeniz’in hırçın dalgalarına karşı başlattığı bu yolculuk sadece Samsun’a değil, bir milletin bağımsızlığına ve aydınlık geleceğine doğru atılmış ilk adımdı.

        Bugün bizler, 19 Mayıs’ın coşkusunu yaşarken o puslu sabahı ve o geminin güvertesindeki kararlılığı hatırlamak zorundayız. Bandırma Vapuru, sadece tahtadan ve demirden ibaret bir ulaşım aracı değildi; o, imkânsızlıklar içinde filizlenen bir umudun, "Ya istiklal ya ölüm!" diyen bir inancın simgesiydi. Samsun kıyılarında karaya ayak basan o irade, bugün bizim damarlarımızda atan asil kandır.

       Bu yolculuk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’da bitmedi. Aksine, o gün başlayan yolculuk bugün biz gençlerin omuzlarında yükselerek devam ediyor. Bandırma Vapuru bugün artık denizlerde değil; laboratuvarlarda, teknoloji festivallerinde, sanat atölyelerinde ve kütüphanelerde yol alıyor. Biz gençler; elimizdeki tabletlerle, yazdığımız kodlarla ve okuduğumuz kitaplarla o geminin rotasını geleceğe, yani "Muasır medeniyetler seviyesinin üzerine" taşıyoruz.

        Atatürk; "Bütün ümidim gençliktedir." diyerek bizlere sadece bir bayram değil,  büyük bir sorumluluk da emanet etmiştir. Bizim görevimiz, Bandırma Vapuru’nun o zor şartlarda taşıdığı o bağımsızlık ruhunu modern dünyanın gerektirdiği bilgi ve donanımla taçlandırmaktır. Bilimin ışığında ilerlemek, sanatı yüceltmek ve vatan sevgisini çalışkanlığımızla ispat etmek, o tarihi yolculuğa olan en büyük borcumuzdur. Biz yürüdükçe Bandırma Vapuru yol alacak; biz ürettikçe Cumhuriyet yükselecektir.

 

                                                                                                                          ECEM MELTEM İZCİ 6/B

 

BANDIRMA VAPURU’NDAN GELECEĞE UZANAN YOLCULUK

 

        Bir gün büyük bir lider 19 Mayıs’ta Bandırma Vapuru’ndan inip Samsun’a ayak bastı ve Milli Mücadele’yi başlattı. Bu lider Mustafa Kemal Atatürk’tü.

       Atatürk mücadele sırasında ülkeyi ileri götürecek kişilerin gençler olduğunu fark etti.  Atatürk için genç olmak, yaşla ilgili değildi. Atatürk için genç demek, yeni düşüncelerin, fikirlerin genç olması demekti. Hatta ‘‘Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan, gerçek fikirli demektir.’’ demiştir.  Milli Mücadele’yi zaferle taçlandırınca, zafer bayrama dönüşmüş ve bu bayram gençlere armağan edilmiştir.  Atatürk, gençlere ve çocuklara oldukça önem vermiştir. Onlar Atatürk için ülkenin geleceği ve ışığıdır.

        Atatürk’ün gençleri ve çocukları olarak ülkemizi gururlandıracak ve Atatürk’ün bizlere olan güvenini söz verdiğimiz gibi yarınlara taşıyacağız. Ne mutlu Atatürk genci olana, ne mutlu Türk’üm diyene!

     

                                                                                                                            DENİZ YEŞİLÇUBUK 6/A

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                       GELECEĞE MEKTUP

 

         Merhaba, ilerideki Türk nesli! Mustafa Kemal Atatürk, size daha iyi bir ülke ve gelecek verebilmek için 16 Mayıs 1919’da bu gemiye bindi ve 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastı. Ben de o gemideki bir askerim. Bugünlerde insanlar umutsuz. Vatanımız işgal edilmek üzere. Mustafa Kemal ve biz; sizlerin geleceği için, gençlerin iyi bir eğitim alması için vatanı kurtaracağız. Türk milletini bağımsızlığa, özgürlüğe ve aydınlık geleceğe kavuşturmak için en önemli adımlardan biri olan Samsun’a çıkarak milli mücadeleyi başlattık. Burada başlattığımız mücadeleyi sizler geleceğe taşıyacaksınız. Ben bu mektubu gemideki bir kamaradan yazıyorum. Bandırma Vapuru bir cesaret ve bağımsızlık simgesidir.

 

                                                                                                                ALİ ARAS KURNAZ 5/B

                                                           

BANDIRMA VAPURU

 

       19 Mayıs sabahı Bandırma Vapuru Karadeniz’de ilerliyordu. Vapurdaki yolculuğun çok önemli olduğunu herkes hissediyordu. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk, milletini kurtarmak için Samsun’a gidiyordu.

      O anda kendimi Ata’mın yerinde düşündüm. Ve o an düşündüm Ata’m geleceği nasıl hayal etmişti. Şu anki Türkiye’yi görse ne düşünürdü. O, birçok okul ve fabrika kurdu ama onların günden güne katlanarak artacağını düşünmüş müdür? O anda Ata’mı gördüm; gözündeki ışığı, kalbindeki umudu gördüm.

     Ve anladım ki o vapur sadece bir şehirden gitmedi. O vapur, bir milleti kurtardı ve onu bağımsızlığına kavuşturdu.

 

                                                                                                 BATU DOĞANDEMİR 6/B

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                     19 MAYIS BANDIRMA VAPURU'NDAN GELECEĞE YOLCULUK

 

       19 Mayıs 1919, Türk milletinin yeniden canlandığı ve umut bulduğu bir gündür. Atatürk’ün Bandırma Vapuru ile Samsun’a yolculuğu, Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcının temelini atmıştır.

 

     Savaşın olduğu dönemde ülkemiz işgal altındaydı ve halk maddi anlamda sıkıntılar yaşamaktaydı. Atatürk, milletimizin bağımsız yaşayacağına inanarak kendi ülkesinin geleceği için Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıktı ve mücadele başladı. Bu mücadele sonunda Atatürk amacına ulaştı ve ülkesi bağımsız bir ülke olarak tarihe geçti. Atatürk 19 Mayıs’ı gençlere armağan etmiştir. Çünkü bizi geleceği kurtarabilecek küçük ama güçlü çocuklar olarak düşünmektedir. Atatürk’ü onurlandırmak istiyorsak derslerde çalışmalı ve kendi ülkemizi her alanda geliştirmeliyiz.

      Bandırma Vapuru ile başlayan bir yolculuk, bugün güçlü bir milletin temellerini atmıştır. Biz gençler de Atatürk’ün izinden giderek ülkemizi daha güzel yarınlara taşımalıyız.

 

                                                                                                                     PERA KOYUNCUOĞLU 6/A

 

 

 

                        BANDIRMA VAPURU’NDAN GELECEĞE UZANAN YOLCULUK

     Bandırma Vapuru, Türk milletinin umut yolculuğunun simgesidir. Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nın ilk adımını atmıştır. O gün başlayan mücadele sayesinde milletimiz özgürlüğünü kazanmış ve Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.

     Bandırma Vapuru sadece bir gemi değil, aynı zamanda cesaret ve umut taşıyan bir kahramandır. Bugün biz çocuklar da çalışarak, bilim öğrenerek ve ülkemizi severek bu yolculuğu devam ettiriyoruz. Çünkü geleceği güzelleştirecek olanlar bizleriz.

                                                                                                                                     ATLAS KILINÇ 6/B

 

 

 

 

 

 

 

BANDIRMA VAPURU’NDAN GELECEĞE UMUT

       19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı Atatürk’ün Samsuna çıktığı gündür. 19 Mayıs 1919 bu anlamda büyük önem taşır. 19 Mayıs 1919, bir savaşın başlangıcıdır. Türklerin yeniden doğduğu gündür. O zamanlar Türkiye çok güçsüzdü. Atatürk de buna “Dur!” demek için gizli bir yolculuğa çıktı, içindeki cesaretle atladı gemiye ve herkesten habersiz yola koyuldu. Samsun’a indiğinde biliyordu yapacağını, içi umutla doluydu. Zamanla kongreler düzenlendi ve sonunda Türkiye kurtuldu. Atatürk de şöyle demiş "Cumhuriyeti biz kurduk. Onu yaşatacak olan sizlersiniz.” Ata’m sen gemiyi kurdun, onu sürme sırası bizde. Bandırma Vapuru’yla başlayan umut yolculuğu, bugün gençlerin hayalleriyle devam etmektedir.

                                                                                                            ZEYNEP SENA BOLATOĞLU 5/B

                                               19 MAYIS 1919

       19 Mayıs 1919, Türk milletinin bağımsızlık yolunda attığı en önemli adımlardan biridir. Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışı ile başlayan milli mücadele, milletimizin azim ve kararlılığı sayesinde zaferle sonuçlanmıştır. Bu anlamlı gün, gençlere duyulan güvenin ve verilen değerin simgesi olarak geleceğin emanet edildiği Türk gençliğine armağan edilmiştir.

 

      19 Mayıs; umut, cesaret ve bağımsızlık ruhunun yeniden canlandığı özel bir gündür. Gençler olarak bizlere düşen görev; ülkemizi bilimde, sanatta, sporda ve her alanda daha ileriye taşımak, birlik ve beraberlik içinde geleceğe yürümektir.

 

      Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyor, milletimizin ve gençlerimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum.

                                                                                                                                    TUNA GÖÇÜ 5/A

                                             BİR VAPUR, BİN UMUT

 

         Yıl 1919, aylardan Mayıs. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşları gelecek için ilk adım olabilecek bir vapurun içindeler: Bandırma. Şahlanan dalgaların arasında, göz gözü göremediği bir fırtınada Samsun’a doğru yol alıyorlar. Deniz hırçın, savaş patlak vermiş ama onların kalbinde gözü peklikten başka bir his yok. Ve ayrıca bu gemi sadece yolcu taşımıyor, bu gemi bir milletin bağımsızlık hayallerini ve özgürlüğe olan inancını taşıyor. Bu gemiye çarpan her dalga Türk milletine bir umut, bir ışık, bir tohum…

          Bandırma Vapuru, Karadeniz’in hırçın sularından geçip Samsun’a ulaştığında milletin içindeki inanç tohumları filizlenmişti, yeşeriyordu. Ata’mızın bir sözü vardır bilir misiniz? "Bunlar işte böyle yalnız demire, çeliğe, silah kuvvetine dayanırlar. Bilmiyorlar ki biz; buraya silahla değil, inancımızla gidiyoruz." İşte bu söz Bandırma Vapuru’nun temelidir. Bandırma’nın temeli tahta, metal veya demir değil inançtır, umuttur.

          Peki, vapurun hikâyesi bize neler anlatıyor? Bize, asla pes etmemeyi anlatıyor. Bize, hala içimizde o inanç tohumlarını taşımamızı anlatıyor. Bize, herkesin içinde olan o meşaleyi alev alev yakmamızı öğütlüyor. Bandırma’nın rotası daha bitmedi, her birimizin kalplerinden devam ediyor. Bu yazıyı Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nden bir kesit ile bitirmek istiyorum:

          “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk istiklâlini ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.”

                                                                                                                             ALYA GÖZDAŞ 5/B

 

                                               BANDIRMA VAPURU’NDAN NESİLLERE

       Bandırma Vapuru, Türk milletinin umut yolculuğunun başlangıcıdır. Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919’da bu vapurla Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nın ilk adımını atmıştır. O gün başlayan mücadele sayesinde milletimiz bağımsızlığına kavuşmuş ve Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.

        Bandırma Vapuru’nun yolculuğu sadece geçmişte yaşanmış bir olay değildir. Bu yolculuk; biz çocuklara kahramanlık, umut, cesaret ve vatan sevgisi aşılayan önemli bir simgedir. Atatürk, geleceği biz çocuklara emanet etmiş ve ülkemizi her zaman ileriye taşımamızı istemiştir. Bu yüzden çok çalışmalı, derslerimize önem vermeli ve ülkemize faydalı bireyler olmalıyız ki zamanında gelecek için durmadan çalışıp gece gündüz mücadele eden kahramanlarımızın yolundan gidelim.

       Bugün özgür bir ülkede yaşayabiliyorsak bunu Atatürk’e ve kahraman milletimize borçluyuz. Bandırma Vapuru’ndan başlayan o büyük yolculuk, hâlâ bizlerin kalbinde yaşamaktadır. Belki de o gemi, o gün denize açılmasaydı ya da limandan ayrılmasaydı şu an ülkemiz olmayabilirdi. Bağımsızlığımız da yok olabilirdi. Bir vapur ile başlayan bu kahramanlık mücadelemiz nesiller boyu sürecek. Ülkemiz her geçen gün daha da iyiye gidecek. Biz de Atatürk’ün izinden giderek geleceğe umutla bakmalı ve ülkemizi daha güzel yarınlara taşımalıyız.

                                                                                                                                            ADA GENÇ 6/A

Bandırma Vapuru’ndan Geleceğe Uzanan Yolculuk

Türk milleti "yok olmak" ile "yeniden doğmak" arasında ince bir çizgideydi. O gün, 19 Mayıs 1919… Karadeniz'in dalgaları Samsun'un kıyılarına vururken Bandırma Vapuru iskeleye yavaşça yaklaştı, bu vapurun içindeki dahi Mustafa Kemal Atatürk "Ya istiklal ya ölüm" diyerek umutsuzluğa kapılmış Türk milletinin kalbine bağımsızlık iradesiyle yanıp tutuşan bir ateş düşürdü.

Halk, uzun savaşlar nedeniyle yorgundu, güçsüzdü ve kalbindeki acıyla yaşıyordu; hazineler tükenmiş, para ise yok denecek kadar azdı, düzenli ordu ise perişan halde, taş çatlasa 50 bin Mehmetçikten ibaretti. Fakat Başkumandan Atatürk'te ve Türk milletinde başka hiçbir ulusa sahip olamayacağı güçler vardı: Mustafa Kemal'in zekâsı, Türk milletinin bağımsızlık aşkı, kırılmayan cesareti ve vatan uğruna verilmeye hazır canları.

Millî Mücadele başlamıştı, kaybedecek bir saniye bile yoktu. 28 Mayıs'ta Havza Genelgesi yayımlandı, halk örgütlendi, bilinçlendirildi. Yurdun her köşesinde tepkiler yükseldi, millî bilinç uyandı, direniş ruhu yayıldı ve ilk mitingler düzenlendi. 22 Haziran'da ise Amasya Genelgesi yayımlandı, Atatürk'ün "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." sözünü esas aldı, Millî Mücadele'nin gerekçesi ve yöntemini açıkça ortaya koydu.

Amasya'da yükselen ses, Anadolu'nun dört bir yanında yankılandı. Milletin bağımsızlığını kendi azim ve kararı kurtaracaktır fikri, karanlığı yırtan bir şafak gibi Erzurum'un dağlarında, Sivas'ın sokaklarında parladı. Artık millet, kendi kaderini kendi elleriyle yazmaya başlamıştı, maddî güçsüzlüğü ve düşmanın gücünü kabul edip bir bataklığın içindeki yoksul, sefil hayatlarının sona ermesini beklemeyi ve özgürlüğü getirecek tek şeyin kaçınılmaz ölümlerinin olduğunu kabul etmediler. Dökecek tek damla kanları kalmadan vatanına karşı olan vazifesini tamamlamış saymayan Türk milleti, Millî Mücadele'yi kazandı. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindi. Kazandık deyip geçemeyiz, tabii ki ne Atatürk inkılapları var akıl almaz, ne kahramanlık hikâyeleri, mücadele anıları var kâğıt almaz.

Bu tarih, bu yaşanmışlıklar "bitmiş" gözüyle bakılmamalı, ebediyen yaşatılmalıdır. "Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir." sözünü üstümüze vazife bilmeliyiz çünkü "Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmeyi bilmiştir." Atatürk bize "Sizler geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Sizlerden çok şey bekliyoruz." demiştir ve onun "bütün ümidi gençliktedir". Burada bize düşen görev ise her daim, Atatürk'ün izinden gitmek ve onun ilkelerini ebediyete kadar sürdürmek, korumaktır. Sizlerden, yani bizlerden, geleceğin Mustafa Kemallerinden çok şey bekleniyor.

Ne Mutlu Türküm Diyene!

                                                                                                                           Asya ATSAN  7/A

 

Bandırma Vapuru’ndan Geleceğe Uzanan Yolculuk

Bandırma Vapuru denildiğinde aklıma sadece eski bir vapur gelmiyor. Benim için o vapur, Türk milletinin yeniden ayağa kalkmaya başladığı çok önemli bir yolculuğu anlatıyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün 16 Mayıs 1919’da Bandırma Vapuru ile yola çıkıp 19 Mayıs’ta Samsun’a ulaşması, ülkemizin tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur.

O zamanlarda ülkemiz çok zor durumdaydı. Birçok yer işgal edilmişti ve insanlar gelecek için endişeliydi. Ama Atatürk umudunu kaybetmedi. Milletine güvendi ve kurtuluş için ilk adımı attı. Bence Bandırma Vapuru’nun en önemli özelliği de budur. Küçük bir vapur gibi görünse de içinde çok büyük bir umut taşıyordu.

Bu yolculuk bana, bazen bir insanın cesaretinin koca bir milletin kaderini değiştirebileceğini düşündürüyor. Eğer Atatürk o gün yola çıkmasaydı, belki de bugün bambaşka bir ülkede yaşıyor olacaktık. Bu yüzden Bandırma Vapuru sadece geçmişte kalmış bir araç değil, aynı zamanda bağımsızlığımızın başlangıcını hatırlatan çok değerli bir simgedir.

Atatürk, Cumhuriyeti biz gençlere emanet etmiştir. Bu yüzden Bandırma Vapuru’ndan başlayan yolculuğun bugün de devam ettiğini düşünüyorum. Bizler artık savaş meydanlarında değil; okullarımızda, bilimde, sanatta, sporda ve çalışkanlığımızla ülkemize hizmet edebiliriz. Derslerimize iyi çalışmak, doğru ve dürüst insanlar olmak, ülkemizi sevmek de bu yolculuğun bir parçasıdır.

Ben gelecekte ülkeme faydalı bir insan olmak istiyorum. Çünkü geçmişte bizim için büyük fedakârlıklar yapan insanlara karşı sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum. Onların bize bıraktığı bu güzel ülkeyi daha da geliştirmek bizim görevimizdir.

Bandırma Vapuru’ndan başlayan yolculuk, aslında geçmişten geleceğe uzanan bir köprüdür. O köprünün bir ucunda Atatürk ve silah arkadaşları, diğer ucunda ise biz gençler varız. Geçmişimizi unutmaz, çok çalışır ve ülkemize sahip çıkarsak, bu yolculuğu daha güzel yarınlara taşıyabiliriz.

                                                                                                                  Doruk Emre GÜRLER 7/A

 

BANDIRMA VAPURU’NUN YOLCUSU

Günlerden 16 Mayıs 1919’du. İstanbul’un sokaklarında sessizlik vardı. İnsanlar yorgun, umutlar kırılmıştı. Limanda duran Bandırma Vapuru ise sıradan bir gemi gibi görünüyordu. Oysa kimse bilmiyordu ki birazdan başlayacak yolculuk, bir milletin kaderini değiştirecekti. Ben de vapurun güvertesinde duran genç bir yolcuydum. Dalgaların sesi gece boyunca kulağımdan hiç gitmedi. Gökyüzü griydi ama içimde tarif edemediğim bir his vardı. Çünkü vapurdaki herkesin gözleri aynı kişiye çevriliyordu: Mustafa Kemal Atatürk. Onun yüzündeki kararlılığı gördükçe umutlanıyorum çünkü biliyordum ki o bizi nice savaşlardan nice işgallerden korumuştu. Vapur ilerledikçe dalgalar vapuru bir beşik misali sallıyordu. Bazen çok yoruluyorduk ama kimse vazgeçmeye niyetli değildi. Çünkü biliyorlardı ki bu vapur sadece Samsun’a gitmiyor bu vapur nice umutları nice özlemleri taşıyordu. Tam o sırada cesaretimi toplayıp Mustafa Kemal Paşa’nın yanına yaklaştım. Gözlerini uzaklara çevirmiş, düşünceli bir şekilde denizi izliyordu. Bir süre sessiz kaldım. Sonra dayanamayarak sordum:

“Paşam, sizce başarabilecek miyiz?” Yüzünde hafif bir tebessüm oluştu. Bana dönüp sakin ama kararlı bir sesle şöyle dedi:

“Evlat, bir milletin içinde umut varsa hiçbir güç onu yenemez. Biz bu yola yalnızca savaşmak için değil, milletimize yeniden özgürlüğünü vermek için çıktık.” Bu sözleri duyunca içimdeki korku yavaş yavaş kayboldu. Sanki karanlık bir gecede doğan güneşi görmüş gibi oldum. O an anladım ki bu yolculuk sadece bir şehirden başka bir şehre gitmek değildi. Bu yolculuk, geleceğe atılan ilk adımdı. Mustafa Kemal Paşa tekrar denize baktı ve şöyle dedi:

“Bir gün bu ülkenin çocukları özgürce okuyacak, çalışacak ve kendi bayrağının altında gururla yaşayacak. İşte bütün mücadelemiz bunun için.” Onun bu sözleri vapurdaki herkese umut olmuştu. Dalgalar hâlâ sertti ama artık hiç kimse korkmuyordu. Çünkü hepimiz biliyorduk ki Bandırma Vapuru yalnızca insan taşımıyordu; bağımsız bir ülkenin geleceğini taşıyordu. O an Mustafa Kemal Paşa’nın yalnızca bir lider değil aynı zamanda milletine umut veren cesur bir yol gösterici olduğunu anladım.

Yıllar sonra, bu satırları özgür bir ülkede yazarken o geceyi hâlâ dün gibi hatırlıyorum. Bandırma Vapuru’nun dalgalarla mücadele ettiği o karanlık gecede aslında bir millet yeniden doğuyormuş. O zaman bunu tam olarak anlayamamıştım. Ama bugün geriye dönüp baktığımda Mustafa Kemal Paşa’nın sözlerinin ne kadar doğru olduğunu görüyorum.

Evet, başardık…

Bugün çocuklar okullarında özgürce eğitim görüyor. Bayrağımız gökyüzünde gururla dalgalanıyor. Sokaklarda korku değil umut var. Çünkü o gün Bandırma Vapuru’nda başlayan mücadele, milletimizin inancı sayesinde zafere ulaştı.

Şu an bu yazıyı geleceğin çocuklarına yazıyorum. Unutmayın ki bu zafer yalnızca savaşarak değil, büyük fedakârlıklarla kazanıldı. Hâlâ Bandırma Vapuru’nun o soğuk gecelerini hatırlıyorum. O günler bana umudumu hiçbir zaman kaybetmemeyi öğretti. Ne olursa olsun mücadele etmenin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Bu savaşlarda nice isimsiz kahraman şehit oldu. Nice anneler, evlatlarının kıyafetlerine sarılarak gözyaşı döktü. Nice çocuklar babalarına hasret büyüdü. Ama bütün bu acılara rağmen milletimiz asla pes etmedi. Sakın unutmayın… Bugün özgürce yaşadığımız bu vatan, nice isimsiz kahramanlarımızın cesareti ve fedakârlığı sayesinde kazanıldı. Bizler onları her zaman saygı, minnet ve gururla anacağız.

                                                                                                                                       Alisa MEGUS 7/A

 

 

Bandırma Vapuru’ndan Geleceğe Uzanan Yolculuk

19 Mayıs, bizim için sadece bir bayram değil, aynı zamanda umut ve cesaretin başlangıcıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün Bandırma Vapuru’yla Samsun’a çıkması, Türk milletinin yeniden ayağa kalkmasını sağlamıştır. O zamanlar ülke çok zor durumdaydı ama Atatürk hiçbir zaman pes etmedi. Yanındaki insanlarla birlikte büyük bir mücadele başlattı ve milletimize yeniden umut verdi.

Bence Bandırma Vapuru’nun en önemli anlamı, insanlara “Her şeye rağmen başarabiliriz.” duygusunu vermesidir. Atatürk’ün gençlere güvenmesi de çok değerlidir. Çünkü o, ülkenin geleceğinin gençlerin elinde olduğunu biliyordu. Bu yüzden 19 Mayıs’ı biz gençlere armağan etti. Bizim de onun açtığı yolda ilerlememiz ve ülkemiz için çalışmamız gerekir.

Bugün rahat ve özgür bir şekilde yaşayabiliyorsak, bunu o dönemde mücadele eden insanlara borçluyuz. Her 19 Mayıs geldiğinde hem geçmişimizi hatırlıyor hem de geleceğe daha umutla bakıyoruz. Spor yapan, çalışan, üreten ve hayal kuran gençler oldukça Atatürk’ün bize olan inancı da yaşamaya devam edecektir.

Bandırma Vapuru’yla başlayan o yolculuk aslında hâlâ devam ediyor. Şimdi sıra biz gençlerde… Ülkemizi daha güzel yerlere taşımak için çok çalışmalı, kendimize güvenmeli ve hiçbir zaman umudumuzu kaybetmemeliyiz.

                                                                                                              Mira ÖZKAYA 7/A

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Bandırma Vapuru’ndan Geleceğe Uzanan Yolculuk”

19 Mayıs 1919 tarihinde Bandırma Vapuru Samsun’a doğru ilerlerken aslında sadece denizde yol almıyordu. O vapur, bağımsızlığa giden yolun ilk adımlarını taşıyordu. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, ülkenin kurtuluşu için büyük bir mücadele başlatmaya gidiyorlardı. O gün başlayan yolculuk, bugün bile biz gençlerin geleceğine ışık tutmaktadır.

Bandırma Vapuru’nun yolculuğu Türk milletinin kaderini değiştirmiştir. Çünkü o gün insanlar umutsuz olsa bile Atatürk hiçbir zaman umudunu kaybetmemiştir; milletine güvenmiş, mücadele etmiş ve sonunda bağımsız bir ülke kurulmasını sağlamıştır. Eğer o yolculuk yapılmasaydı bugün özgür bir şekilde yaşayamayabilirdik.

Aradan uzun yıllar geçti ama Bandırma Vapuru’nun taşıdığı ruh hâlâ devam ediyor. Şimdi o yolculuk biz gençlerle sürüyor. Atatürk’ün bize emanet ettiği bu ülkeyi korumak ve geliştirmek bizim görevimizdir. Bunun için çok çalışmalı, bilimde, sporda ve sanatta başarılı olmalıyız. Çünkü geleceği şekillendirecek olan bizleriz.

Bence Bandırma Vapuru sadece geçmişte kalan bir tarih değildir. O vapur, geleceğe uzanan bir umut simgesidir. Atatürk’ün Samsun’a çıkarken taşıdığı inanç bugün biz gençlerin içinde yaşamaktadır. Bizler de onun açtığı yolda ilerleyerek ülkemizi daha güzel yarınlara taşımalıyız.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın en önemli anlamı da budur. Geçmişten aldığımız güçle geleceğe yürümek… Tıpkı Bandırma Vapuru’nun karanlık günlerden aydınlık yarınlara doğru yaptığı yolculuk gibi.

 

Derin DENİZ 7/A

 

 

 

Geleceği Taşıyan Vapur

Samsun’a gitmeden birkaç gün önce geleceğe uzanan bir vapur yola çıktı. Bu vapur 19 Mayıs 1919’da Samsun’a vardı. 3 gün önce kalkan bu gemi geleceğe umut taşıdı. Gemide 9. Ordu Müfettişi olarak Atatürk vardı. Ve bu geminin ismi Bandırma Vapuru‘ydu.

Atatürk zaten böyle bir Türkiye'nin oluşacağını ve gelecekte var olacağını biliyordu. Bu götürdüğü gemide bulunan özgürlük ve egemenlik yeni milletin doğması için yeterliydi. İşte bu şekilde geleceğin temelleri bu Bandırma Vapuru ile atılmış oldu.

Samsun'a çıktıktan sonra halkın sevinci hala unutulmadı. Oraya cephaneyi toplamak için gönderilen Atatürk halka gizli cephane verdi. Sonrasında yaptığı kongreler, genelgeler işi iyice şekillendirdi. Milli Mücadele de Cumhuriyet de böyle, 16 Mayıs 1919 tarihinde yola çıkan geleceği taşıyan Bandırma Vapuru ile başladı.

Ada ACAROĞLU 7/A

 

 

Bandırma Vapuru’ndan Geleceğe Uzanan Yolculuk

Bandırma Vapuru, milletimiz için çok önemli bir yolculuğa çıktı. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları bu vapurla Samsun’a gitti. Bu yolculuk, Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı oldu.

O günler ülkemiz için çok zordu. Ancak bu vapur, umut ve cesaret taşıyordu. Atatürk, vatanını çok seviyor ve milletine güveniyordu. Bu yolculuk, özgürlüğe atılan ilk adımdı.

19 Mayıs sadece bir tarih değildir. Bugün, Türk milletinin yeniden ayağa kalktığı gündür. Gençlere emanet edilen bir bayramdır.

Bugün bizler, o gün atılan adımlar sayesinde özgür yaşıyoruz. Bandırma Vapuru ile başlayan bu yol, geleceğe doğru devam etmektedir. Bu yolun sorumluluğu artık gençlerin elindedir.

İnci MUTLU 7/A

 

 

Bandırma Vapuru’ndan Geleceğe Uzanan Yolculuk

Bundan 107 yıl önce Bandırma Vapuru, Karadeniz’in dalgaları arasında sadece yolcu taşımıyordu; içinde bir milletin bağımsızlık umudunu taşıyordu. Atatürk ve arkadaşlarının 19 Mayıs’ta Samsun’da yaktığı o ateş, bugün biz gençlerin kalbinde hâlâ aynı heyecanla yanmaya devam ediyor.

Benim için Bandırma Vapuru, sadece geçmişte kalan bir gemi değil; bizi geleceğe taşıyan bir fikir köprüsüdür. O gün Samsun’a çıkan cesaret, bugün benim okul sıramda, okuduğum kitapta ve kurduğum hayallerdedir. Atamızın bu bayramı biz gençlere hediye etmesi, bize olan güveninin en büyük kanıtıdır.

Bizler, Bandırma Vapuru’nun yolcuları olarak bilimin ve sanatın ışığında ilerlemeye söz veriyoruz. O gün Samsun Limanı’nda başlayan bu büyük yolculuk, bizim başarılarımızla sonsuza kadar sürecektir. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!

Beren TAVŞANLI  7/A

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bandırma Vapuru’ndan Geleceğe Uzanan Yolculuk

Bandırma Vapuru, yalnızca Karadeniz’in dalgalarını yaran bir gemi değildi; o, umutsuzluğun içinden doğan bir milletin yeniden ayağa kalkışının simgesiydi. 19 Mayıs 1919 sabahında Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları Samsun’a doğru ilerlerken aslında bir halkın kaderini de değiştirecek yolculuğa çıkıyordu. O gün Bandırma Vapuru’nun güvertesinde taşınan şey yalnızca insanlar değil; bağımsızlık arzusu, cesaret ve geleceğe duyulan sarsılmaz inançtı. Karanlık günlerin ortasında yanan bu umut ışığı, bugün hâlâ milyonlarca gencin kalbinde yanmaya devam ediyor.

Aradan geçen yıllar, teknolojiler, değişen dünyalar Bandırma Vapuru’nun anlamını eksiltmedi; aksine onu daha da büyüttü. Çünkü o vapur, geçmişten geleceğe uzanan bir köprüye dönüştü. Bugünün gençleri artık cephelerde değil; bilimde, sanatta, sporda ve teknolojide mücadele veriyor. Bir öğrencinin laboratuvarda yaptığı deneyde, bir mühendisin geliştirdiği projede, bir sanatçının eserinde Bandırma’nın ruhu yaşamaktadır. Atatürk’ün “Bütün ümidim gençliktedir.” sözü, yalnızca bir cümle değil; geleceği emanet alan nesillere duyulan sonsuz güvenin ilanıdır.

Bugün bize düşen görev, Bandırma Vapuru’nun taşıdığı o inancı geleceğe ulaştırmaktır. Çünkü gelecek; geçmişini unutmayan, özgürlüğünün değerini bilen ve ülkesine umutla bakan gençlerin omuzlarında yükselecektir. Her yeni başarı, her yeni fikir ve her atılan kararlı adım, Samsun’a doğru süren o tarihi yolculuğun devamıdır. Bandırma Vapuru belki yıllar önce limana ulaştı; fakat onun başlattığı yolculuk hâlâ sürüyor. Ve bu yolculuğun rotası, daima aydınlık bir geleceği gösteriyor.

                                                                                                                      Yusuf Ali KILIÇ 7/A

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder